//
you're reading...
Finans Üzerine

Kim Korkar UFRS 17’den

[Bugün kutlu ve mutlu bir gün… Hayat sade olmalı ama basit değil..]

* UFRS: Uluslararası Finansal Raporlama Standartları. Dünyada birçok ülkede kabul görmüş finansal raporlama standartlarıdır.

2021 yılının başında Birleşik Devletler, Büyük Britanya ve Almanya gibi zengin ülkeler ile artık aynı ligde olacağız UFRS17 sayesinde. Yanlış anlamayın gelir düzeyi veya ortalama yaşam süresi olarak değil yalnızca raporlama standardı olarak.

İlk aklınıza gelen soru “Ne gerek vardı şimdi böyle bir değişikliğe?” olabilir.

“UFRS 4’ün nesi eksikti?” diyebilirsiniz. Belki haklı da olabilirsiniz ancak IASB (UFRS standartlarını hazırlayan kurul) sizin ile aynı fikirde değil.

Sigortacılar her zaman yaptıkları işin diğer tüm işlerden çok farklı olduğunu düşünme eğilimindedir. Haksız da sayılmazlar. Sigortacılık birçok yönden diğer sektörlerden ayrışır. Bu ayrışma kendisini mevcut UFRS 4 raporlama standardının uygulamasında da göstermektedir. İşte kurulun yeni bir standart ortaya çıkarma fikrinin altındaki yegâne rasyonel bunun böyle olmaması gerektiğidir.

Sadece yeni bir standart deyip geçmeyin. Kurul, UFRS 4’ü sadece geçici bir uygulama, yeni standardı ise sigortacılık özelinde tasarlanmış ilk ve kapsamlı muhasebe standardı olarak tanımlamaktadır.

UFRS 17’nin en temel çıkış noktası daha şeffaf ve karşılaştırılabilir finansal tablolar oluşturabilmektir.

Mevcut durumdaki uygulamaları değerlendirir isek aynı global şirketin farklı iştiraklerinde ve aynı ülkede faaliyet gösteren farklı sigorta şirketlerinde farklı muhasebe uygulamaları ile karşılaşırız.

Buna ek olarak bir yatırımcı gözü ile bir değerlendirme yapmaya kalkar iseniz şirketlerin finansal tabloları üzerinden, ekonomik değerlerini kıyaslayarak en doğru kararı vermeye çalışırız. Lakin sigorta şirketlerinin farklı sektörlerdeki şirketler ile bu anlamda kıyaslanması da mevcut standart çerçevesinde mümkün olmamaktadır.

Bu nedenle IASB sigorta şirketlerinin finansal performansının daha şeffaf bir şekilde gözlemlenebileceği ve yine sigorta şirketlerinin hem kendi arasında hem de farklı sektörlerdeki şirketler ile kıyaslanabilir olacağı yeni bir standart sunmaktadır.

UFRS 17 standardı ilk olarak Mayıs 2017 tarihinde son hali ile yayınlandı ve 2021 yılının başında yürürlükte olacak. Daha çok zamanımız olduğunu düşünebilirsiniz ancak bu fazla iyimser bir yaklaşım olur. Öncelikle şunu belirtmek gerek, her ne kadar standart 2021 yılı başında yürürlükte olacak olsa da 2020 yılının ilk finansal tabloları geçiş sürecinde karşılaştırma için kullanılıyor olacak. Yani şirketlerin 2019 yılsonundan başlamak üzere UFRS 17 uyumlu finansa tablolar hazırlayabiliyor olması gerekecek. Diğer bir deyişle;

“UFRS 17 için gerekli olan tüm faaliyetlerin 2019 yılı sonuna kadar tamamlanması gerekmektedir.”

Gördüğünüz gibi şeytan detayda gizli.

Şimdi biraz daha standardın detaylarından bahsedelim.

Mevcut UFRS 4 ile UFRS 17’nin sigorta sözleşmesi tanımları arasında bir fark yok. Ancak UFRS 4’te olmayan çok önemli bir unsu artık IFRS 17 ile hayatımıza giriyor olacak. “Ölçüm Modeli”

Evet. UFRS 4 her ne kadar bir sigorta muhasebe standardı olsa da sigorta sözleşmelerinin defter değerinin belirlenmesine dair bir ölçüm modeli yok.

IFRS 17 sigorta sözleşmeleri için 3 temel ölçüm modeli sunuyor.

– Genel Model ( Building Block Approach kısaca BBA)

– Prim Dağılımı Yaklaşımı ( Premium Allocation Approach kısaca PAA)

– Değişken Ücret Yaklaşımı ( Variable Fee Approach kısaca VFA)

Standart henüz Türkçeye çevrilmediğinden dolayı yazının devam eden bölümlerinde ölçüm modellerinin İngilizce kısaltmalarını kullanacağız.

Ölçüm modellerine geçmeden önce standardın getirdiği en temel değişikliklerden biri üzerinde durmak isterim.

Sözleşmelerin Gruplanması;

Sigorta sözleşmelerinin finansal performansı UFRS 17 ile birlikte belli bir gruplama düzeyinde takip edilecek.

Benzer risklere sahip ve benzer şekilde yönetilen sigorta sözleşmelerinin tek bir portföy olarak yönetilmesine alışkınız. Ancak yeni standart ile birlikte biraz daha derine inmek gerekecek.

İlk katman “Kohort” olacak. Yani aynı portföy içine alınan sigorta sözleşmelerini başlangıç tarihleri arasında bir seneden uzun süre olamayacak. Böyle bir uygulamanın amacı şu; yeni yazılan işlerin erken dönemde oluşan karlılığının eski işlerde gözlemlenen zararı örtbas etmesini ve iş yazmaya devam edildiği sürece zararın ötelenmesini önlemek. Böylece finansal tablo okuyucusu eski ve yeni işlerin performansını ayrı ayrı gözlemleyebilecek.

Bir diğer katman ise sözleşmelerin zarar etme olasılıklarına göre gruplanması olacak. Sözleşmeleri “Onerous(başlangıçta zarar etmesi beklenen)”, “Resilient ( Onerous olma ihtimali çok düşük olan)” ve “Diğer” olmak üzere üç grupta takip etmemiz gerekecek.

Toparlar isek bugüne kıyasla çok daha fazla kırılımda sözleşmeleri takip etmemiz gerekecek.

Ölçüm modellerinden devam edecek olur isek;

BBA – Genel Model ;

UFRS 17’nin temel ölçüm modeli olacak. Bu modele göre sigorta sözleşmeleri, sözleşmeden doğan her türlü nakit giriş ve çıkışlarının olasılık ile ağırlıklandırılmış beklenen değeri, paranın zaman değerini yansıtan iskonto etkisi ve finansal olmayan riskleri taşımanın bedeli olarak bir Risk Marjı’ndan oluşacak.

Elbette bu kadarla bitmeyecek. Bundan sonra hayatımızda birde CSM kavramı olacak. CSM (Contractual Service Margin) sözleşmede sunulan hizmetler karşılığında elde edilmesi beklenen karı ifade ediyor.

Süreci şu şekilde özetleyelim. Bundan sonra sigorta sözleşmeleri için vade başında, tahmini nakit akışlarının beklenen değerini, iskonto etkisini ve Risk Marjı’nı hesaplayacağız. Şayet bu değerlerin toplamı sıfırdan büyük ise yani sözleşmeden vade sonunda kar bekliyor isek CSM ya da beklenen kar olarak finansal tablolarımıza kayıt edeceğiz. Elbette durum hep böyle olmayacak. Bazı sözleşmeler için bu hesaplama sonucunda negatif bir sonuç ile yani zarar beklentisi ile karşılaşacağız. İşte bu durumda bu zararı mevcut durumdaki gibi zamana yaymak yerine kar zarar tablosuna direkt olarak yansıtacağız.

Yani UFRS 17 ile karın ya da zararın zamana göre dağılımı değişiyor olacak.

Yeni standart ile hayatımıza giren bir diğer yeni kavram güncel ve Pazar uyumlu varsayımlar kullanılması olacak. Bunu açıklamak için iskonto oranı üzerinden ilerleyebiliriz. Nakit akışlarının bugünkü değerini hesaplar iken mevcut durumda belirlediğimiz tek bir iskonto oranı kullanıyoruz. UFRS 17 ile birlikte gerçek piyasa koşullarının da gerektirdiği üzere bir iskonto eğrisi kullanıyor olmamız gerekecek. Yani 1 yıl vadeli bir nakit çıkışı ile 10 yıl vadeli nakit çıkışını aynı iskonto oranı ile bugüne çekemeyeceğiz.

Bu kadarla da bitmeyecek. Her raporlama döneminde kullandığımız varsayımları güncel piyasa koşulları ile güncellememiz gerekecek. Bu da finansal tablolarımıza yansıyan sonuçlarımızın her dönem değişen varsayımlar nedeni ile dalgalanmalar göstermesi anlamına gelecek. Bu sorunu ortadan kaldırmak amacı ile yeni standart, varsayımlarımızın değişmesinden kaynaklı etkileri “Gelir Tablosu” yerine “Diğer Kapsamlı Gelir” tablosuna aktarma imkanı sunacak.

PAA – Prim Dağılım Yaklaşımı;

Bu yaklaşım, yukarıda detaylandırdığımız Genel Model’in basitleştirilmiş bir versiyonu olacak. Bu yöntemi kullanabilmek için sigorta sözleşmelerinin 2 temel koşulu sağlaması gerekecek Bunlar;

– Sözleşmelerin bir yıl ya da daha kısa vadeli olması ve

– PAA ile elde edilecek sonuçların Genel model ile elde edilecek sonuçlar ile yakın sonuçlar vereceğinden emin olunması olacak.

Yani hemen hemen tüm Hayat-Dışı sigorta sözleşmeleri bu kapsamda değerlendirilecek.

VFA – Değişken Ücret yaklaşımı;

Bu ölçüm modeli, standardın tanımı ile “Direk Paylaşımlı” sözleşmeler için geçerli olacak. Bizim sektörümüzde bu tanıma Birikimli hayat poliçeleri giriyor olacak. Bu tip sözleşmeler için Genel Model’in bir uyarlaması olan VFA yöntemini kullanmamız gerekecek. Bu ölçüm modeline göre yatırım gelirlerinden şirketin elde ettiği pay, finansal gelir olarak değil, verilen bir hizmet karşılığında elde edilen değişken ücret olarak sınıflandırılacak. Bu da muhasebe kayıtlarında farklılaşma anlamına gelecek.

Yeni standardı birkaç sayfaya sığdırmak kolay olmasa en belirgin özelliklerini özetlemeye çalıştık.

Bizim sektörümüzün yeni standarda geçiş noktasında özellikle Avrupa’dan farklılaştığı nokta Solvency II olacak.

Solvency II veya benzeri bir rejimde çalışan sektörlerin, aralarındaki benzerliklerden ötürü, UFRS 17’ ye geçiş aşamasında büyük avantajı olacak. Bizim ise bu konuda birçok uygulamaya en başından adapte olmamız gerekecek. Yani bizim işimiz daha zor gibi görünüyor ve dikkat etmemiz gereken husus şu ki;

“Avrupalı çoktan çalışmaya başladı.”

 Yazar: Primus Inter Pares

Reklamlar

Tartışma

Kim Korkar UFRS 17’den’ için 8 yanıt

  1. Merhaba, yazı için teşekkür ederiz. Fikir verici nitelikte güzel bir yazı olmuş. Elinize sağlık.
    Peki aktüerlerin UFRS17’de edineceği konum ve önemi hakkında ne düşünüyorsunuz? Şimdiki durumdan farklı olarak neler bekliyorsunuz aktüerlerin hayatında?

    Beğen

    Posted by Zomato | 8 Aralık 2017, 08:52
  2. Aktüerya fonksiyonu hem standarda hazırlık aşamasında hem de sonrasında bugünden çok daha önemli bir rol üstleniyor olacak. Şirketlerin finansal tabloları üzerinde, aktüeryal varsayımların ve kullanılan yöntemlerin etkisi artacak. Bu da bugünden çok daha titiz olunması gerektiği anlamına gelecek. Aynı zamanda finans ve aktüerya fonksiyonu arasındaki çizginin giderek ortadan kalktığını gözlemleyeceğiz.

    Beğen

    Posted by Primus Inter Pares | 8 Aralık 2017, 10:40
  3. Çok güzel bir yazı ancak “BBA UFRS 17’nin temel ölçüm modeli olacak” cümlesi sadece hayat için…hayat-dışı şirketlerde farklı sanıyorum.

    Beğen

    Posted by sugaractuary | 8 Aralık 2017, 10:57
  4. BBA IFRS 17’nin temel ölçüm modelidir ancak 1 sene vaya daha kısa vadeli sözleşmeler için BBA’nın basitleştirilmiş versiyonu olan PAA “belli şartlar altında” uygulanabilecektir.
    Örneğin inşaat yada mühendislik gibi bazı hayat-dışı branşlarında BBA uygulanması gerekebilir yada PAA’in, BBA ile yakın sonuçlar vermediği durumlarda kısa vadeli sözleşme dahi olsa BBA kullanılması gerekecektir.

    Beğen

    Posted by Primus Inter Pares | 8 Aralık 2017, 12:33
  5. Solvency II ile farklılıkları konusunda detaylı bilgiyi nereden elde edebiliriz ?

    Beğen

    Posted by mehmet | 8 Aralık 2017, 21:16
  6. En temelde Solvency II bir sermaye standardı iken IFRS 17 muhasebe standardıdır. Bu anlamda direkt olarak kıyaslamak mümkün olmayacaktır ancak Solvency II kapsamında yapılan bazı çalışmalar ( örn: Risk Marjin) IFRS 17 kapsamında da yapılacaktır. Yani farklılıklardan ziyade ortak noktaları araştırmak gerekir.

    Beğen

    Posted by Primus Inter Pares | 11 Aralık 2017, 12:43
    • “Kohort” kavramını tam anlayamadım..daha açıklayıcı bir örnek olabilir mi..diğer konu ise; ifrs17 ile solvency 2 aynı anda olur mu ? diğer ülkelerde nasıl ?

      Beğen

      Posted by Ozan | 16 Aralık 2017, 23:02
  7. Kohort’u, portföyün yazım yılına göre ayrılmış her bir parçası olarak değerlendirebilirsiniz.

    Diğer ülkelerde Solvency 2 ve IFRS 17′ nin aynı anda yürütüldüğü bir örnek bilmiyorum. Proje yönetimi açısından değerlendirecek olur isek ikisi de çok büyük projeler olduğundan aynı anda yürütülmesi çok zor olacaktır.

    Beğen

    Posted by Primus Inter Pares | 29 Ocak 2018, 10:06

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

İletişim

E-Posta: aktuerdunyasi@gmail.com
Twitter: aktuerdunyasi
Web: www.aktuerdunyasi.com

Bu blogu takip etmek ve yeni gönderilerle ilgili bildirimleri e-postayla almak için e-posta adresinizi girin.

Diğer 850 takipçiye katılın

Blog İstatistikleri

  • 58.793 tıklama
Follow Aktüer Dünyası on WordPress.com
Reklamlar
%d blogcu bunu beğendi: